Geride tek bir gazi bırakmayan 57. Alay’a vefa izcilerden; ‘Dedeciğim ben geldim’

Çanakkale’nin geçtiğimiz hafta, dünyanın öbür ucundan, Avustralya kıtasından misafirleri vardı. Çanakkale Savaşları’nda hayatını kaybeden dedelerini, Anzak askerlerini ‘şafak ayini’yle anmak için kat etmişlerdi on binlerce kilometrelik yolu. Çünkü dedeleri, 25 Nisan 1915 sabahında, tam şafak vaktinde Osmanlı topraklarına ilk çıkarmayı yapmışlardı. Böylece kara savaşları başlamıştı. Kara savaşlarının ilk destanı da o anda, Conkbayırı’nda yazılıyordu. 57. Alay’dı bu destanın kahramanı. Conkbayırı’nı destek gelene kadar silahça ve sayıca kıyas kabul etmez derecede üstün düşman askerine telim etmemek için komutanından erine kadar şehit olmayı göze alan ve tamamı bu mertebeye erişen 57. Alay. Avustralya ve Yeni Zelandalı torunlar, her yıl, işte bu çıkarma esnasında ağır kayıplar veren dedelerini anmak üzere Anzak koyu olarak adlandırılan yerde toplanıyor. Peki dünya savaş tarihinin en kahraman birliği olarak tarihe geçen 57. Alay? Onları ise genç izciler anıyor, yine 25 Nisan sabahında. Türkiye İzcilik Federasyonu’na bağlı izciler unutmuyor 57. Alay’ı bütün gözlerin şafak ayinine çevrildiği anlarda. Milli Bilinç Kampı’na katılan izciler, ‘Dedeciğim ben geldim’ yazılı yelekleri giyerek, şafak vaktinde dedelerinin geçtiği 10 kilometrelik yolu yürüyorlar. Ama öncesinde Kınalı Hasan gibi hepsi kına yakıyorlar saçlarına, ellerine. Asker çorbası içip hamur kızartması yiyorlar. Sonra yola koyuluyorlar; tıpkı dedeleri gibi… 25 Nisan’ın ‘Anzak Günü’ değil, ‘57. Alay Günü’ olduğunu ilan ediyorlar dağa taşa.

Avustralya ve Yeni Zelanda’dan turist akını olur nisan ayının sonunda ülkemize. Alışılmışın tersine Güney sahillerine veya İstanbul’a değil, Çanakkale’yedir onların turları. 1915’te dünyanın öbür ucundan bu topraklara savaşmaya gelen atalarının izini takip ederler. Her yıl aynı tarihte; 25 Nisan’da. Öyle ki bu tarih Anzak Günü olarak anılır. Anzak birliklerinin kara savaşlarını başlatan çıkarmayı yaptıkları koyda şafak ayini yaparak topraklarımızda yatan dedelerini anıyorlar vefa göstererek. Ya saldırana vatan toprağını çiğnetmeyen, bu uğurda can veren bizim dedelerimiz, tamamı şehit olan 57. Alay, ilk kurşunu sıkan 27. Alay? Onlara da vefayı Türkiye İzcilik Federasyonu’na (TİF) bağlı genç izciler gösteriyor. Biz de işte bu vefalı gençlerin Çanakkale’de düzenledikleri ‘Milli Bilinç Kampı’na konuk olduk. Anzak Koyu ile Çanakkale Şehitler Abidesi arasında yer alan kamp yeri, 24 ilden gelen yaklaşık 2 bin 500 izciyle dolu. Kültürler, şiveler, renkler birbirine karışmış. Çanakkale Savaşı’nda omuz omuza mücadele eden Ağrılı, Afyonlu, İzmirli, Erzurumlu cengaverleri akla getiriyor bu birliktelik. Kampta ilk heyecan 23 Nisan. Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Gün kutlamalarla, eğlencelerle geçiyor. Bir gün sonrasında ise Çanakkale Şehitler Abidesi’nde düzenlenen uluslararası törene katılıyorlar. Şehitlikler ziyaret ediliyor bir bir. Fedakârlıklar, yitirilen gencecik canlar daha bir derinden hissediliyor. Aslında bugün farklı bir heyecan daha yaşıyor izciler. Bir sonraki günün sabahında, tam şafak vaktinde çıkacakları tarihle, maneviyatla, milli bilinçle dolu yürüyüş bu tatlı heyecanın sebebi. Kara saldırısını başlatan Anzak askerlerini püskürtmek; hiç olmazsa destek kuvvet gelene kadar oyalamak için bölgeye giden 57. Alay’ın geçtiği güzergâhı adımlayacak olmanın heyecanı.

Menü, dedelerinin son yemeği

Akşam yemeği yenir yenmez hazırlıklar da başlıyor sabahki yürüyüş için. Saat 21.00’i gösterir göstermez çadırlara, tulumların içine atıyorlar kendilerini. Kalk saati 02.00. Gecenin karanlığında uyanıp tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra otobüslerle güzergâhın başlangıç noktasına varılacak çünkü. Bu arada üç grup görünüveriyor kamp meydanında. Geceyi farklı yerlerde geçirmek için hazırlıklarını yapıp yola koyulmuşlar. Her ilden birer izcinin bulunduğu grupların biri savaş döneminde esas karargâhı bulunduğu Bigalı köyüne, biri 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey’in mezarına, biri de 27. Alay’ın kara saldırısına ilk karşılığı verdiği yer olan Balıkçı damlarına gidiyor; şafak vakti diğer arkadaşlarıyla güzergah başlangıcında buluşmak üzere. Diğer izciler uyuyadursun kampın mutfak kısmında hareketlilik tüm hızıyla devam ediyor. Yürüyüş esnasında yenilecek öğün için yiyecekler hazırlanıyor harıl harıl izci liderleri ve aşçılar tarafından. Menüde asker çorbası ve hamur kızartması var. 57. Alay’ın ölüme gitmeden önce yediği son öğünde sadece bunlar vardı çünkü. Gece saat 02.30’u gösterirken bütün izciler gecenin karanlığında parıldayan gözleriyle toplanıyor kamp meydanında. Sancaklar, davullar sırtlandığı gibi koşar adım otobüslere biniliyor 10 kilometrelik patikanın başlanğıç noktasına bir an önce ulaşabilmek için. Yaklaşık 20 dakika sonra bizi sert rüzgarıyla karşılayan Kocadere’deyiz. Onları rüzgardan koruyan ağaçlık alanda tulumlarına giriveriyorlar şafak vaktini beklemek üzere. Geceyi farklı yerlerde geçiren arkadaşlarının da alana ulaşmasıyla tatlı anlar da başlıyor. Mehter marşı eşliğinde çıkıyorlar tulumlarından. Mehteran bir anda ilgi odağı oluyor. Ardından ömür boyu unutulmayacak kahvaltı. Yani asker çorbası ve ekmek kızartması.

Hepsi birer kınalı hasan

Bir anda tek sıra halini alıyorlar içi kına dolu bir kazanın önünde. Bayan izci liderinin saçlarına tek tek kına yaktığı izcilerin hepsi başlarına kabalağı da geçirince birer Kınalı Hasan oluveriyor. Tabii üzerinde ‘Dedeciğim ben geldim.’ yazılı yeleği ve ellerde sallanan bayrakları unutmamak gerek. Derken yolculuk başlıyor. Hedef 57. Alay Şehitliği. Yaklaşık 2 bin 500 izci, 57. Alay’ın düşmanı karşılamaya giderken kullandığı patikayı adımlamaya başlıyor. Kısa süre sonra bir zamanlar ölümle yoğrulan Çanakkale dağları, tepeleri çizgi halinde kıpkırmızı bir izci seline ev sahipliği yapıyor. Zihinlerde vatan toprağına düşman ayağını değdirmeyen kahramanlar, dillerde Mehmet Akif Ersoy’un dizeleri:

‘Haydi git aslanım açıktır yolun
Zalimlere karşı bükülmez kolun
Süngünü tak ön safa geçmiş bulun
Kahraman askerim uğurlar ola’

Yol boyunca konuştuğumuz izcilerin tarihe ilgisi şaşırtmıyor değil. Yapılan yorumlar, verilen bilgiler, “Çocuklar okulda sekiz ayda öğrendikleri müfredatı burada dört günde kavrıyor.” diyen TİF Program Eğitim Kurulu Üyesi Süheyla Subaşı’nın tespitinde ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. 57. Alay Şehitliği’ne yaklaşırken ilginç bir karşılaşma da yaşanıyor aslında. Şafak ayininden çıkan Yeni Zelanda ve Avustralyalılar, Conkbayırı’nı tırmanırken izciler söyledikleri marşlarla aşağı doğru iniyor. Bütün sevimlilikleriyle Anzakların torunlarına selam veriyorlar yol boyunca. Sonunda şehitliğe varıyorlar. Burada dualarla, marşlarla anıyorlar dedelerini ve hep bir ağızdan ‘Dedeciğim ben geldim.’ diye haykırıyorlar; hiçbir zaman onları unutmayacaklarına, hayatları boyunca onlara layık olacaklarına söz verircesine.

TİF Başkanı Hasan Subaşı:

TARİHİ ÖĞRETMİYORUZ, SEVDİRİYORUZ

Biz izcilerimize tarih öğretmiyoruz, tarihi sevdiriyoruz. Öğrendikleri tarih bilgisini daha iyi kavrayabilecekleri fırsatlar sunmaya çalışıyoruz. 57. Alay yürüyüşü de bu amaçla yaptığımız etkinliklerden biri. Dedelerinin Çanakkale Savaşları’nda nerede, nasıl yaşadığını görmek, yaşanan sıkıntıların, verilen canların önemini anlamak gençlerin tarih şuuruna sahip olmasına önemli katkıda bulunuyor. Çünkü dedelerinin vatan toprağını savunmak için geçtiği yolları adımlıyorlar. Onların yediği yemeğin aynısını yiyorlar, saçlarına kına yakıyorlar.

ASKERLİK TARİHİNİN EN KAHRAMAN BİRLİĞİ

57. Alay, Çanakkale Kara Savaşları’nın başlangıcı kabul edilen Anzak çıkarmasını durdurmak amacıyla 25 Nisan 1915 sabahı harekete geçen ve yaklaşık 650 subay ile askeriyle en küçük rütbelisinden alay komutanına kadar tüm mevcudunu kaybeden Türk alayı. ‘Dünya askerlik tarihinin en kahraman birliği’ ya da ‘Şehitler Alayı’ olarak bilinir. 19. Tümen’e bağlı üç alaydan biri olarak 1 Şubat 1915’te kurulan 57. Alay’ın komutanı Binbaşı Hüseyin Avni Bey’di. Sancağı 22 Şubat’ta 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal tarafından törenle verilir. 26 Mart’ta Bigalı köyüne intikal ederler. 25 Nisan sabahı artan silah sesleri ile uyanırlar ve çıkarmanın başladığını anlarlar. Dağların arasındaki patikadan Conkbayırı’na yürürler. Mustafa Kemal’in ‘Ben size savaşmanızı değil ölmenizi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek sürede yerimizi başka askerler alacaktır.’ emriyle birlikte Anzakların üstüne sel gibi inerler ve kilometrelerce geriye püskürtürler. Ancak komutanından erine kadar 57. Alay’ın tamamı şehit olur bu savunma sırasında.

ÖNDER DELİGÖZ

ZAMAN GAZETESİ

27.04.2008

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s