Mahmur çözülürse PKK’nın ‘Kandil’i söner

Terör örgütü PKK’yı kökten bitirme planları yapan Ankara ile Bağdat işbirliği her geçen gün daha somut bir hal alıyor. Dağdaki teröristin ovaya inmesini sağlayacak sivil çözüm önerileri gündemde. Hal böyle olunca akla hemen Kuzey Irak’taki Mahmur Kampı geliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) kontrolündeki kampta yaklaşık 11 bin Türk vatandaşı Kürt yaşıyor. Yani PKK’ya katılan teröristlerin yanlarında götürdüğü ailelerin yanı sıra örgütün propaganda amacıyla Türkiye’den ayırdığı insanlar. Kamp, PKK’nın sürekli terörist devşirdiği bir eğitim ve propaganda alanı. Burada bir nesil, PKK propagandası altında büyüdü, eğitim aldı ve dağa çıkarıldı. Mahmur’la ilgili iki farklı yaklaşım var. İlki kampın PKK yuvası olması nedeniyle hemen kapatılması gerektiği. Diğeri de kamptan ayrılmak zorunda kalanların Irak’ın başka yerlerine yerleşecek olması nedeniyle kapatmanın tek başına çözüm olmayacağı. İkinci yaklaşımın çözüm önerisi ise gönüllü geri dönüşün sağlanması. Peki bu ne derecede mümkün? En önemlisi de Mahmur’daki Türk vatandaşı Kürtler geri dönüşü istiyor mu? BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Dış İlişkiler Sorumlusu Metin Çorabatır, “Kampta hâlâ PKK sempatisi güçlü. Ama atılacak küçük bir adımla daha iyi bir yaşam, daha güvenli bir vatana kavuşma arzusu bu insanları geri getirir.” diyor. Meselenin belki de en can alıcı yönü ise şu: Mahmur Kampı’nın çözüme kavuşması, Kandil’deki teröristlerin ovaya inmesi açısından psikolojik eşik anlamına geliyor.

Kandil’in yolu Mahmur’dan geçiyor!

Kuzey Irak’taki BM mülteci kamplarından biri Mahmur. Türkiye için ayrı bir önem taşıyor 1992’de kurulan bu kamp. Çünkü Hakkari ve Şırnak’tan 1984 yılı ve sonrasında Kuzey Irak’a giden yaklaşık 11 bin Türkiye vatandaşı Kürt yaşıyor burada. PKK’ya katılmak üzere Türkiye’den ayrılanların beraberlerinde götürdükleri ailelerden oluşuyor büyük kısmı. PKK aynı zamanda buraya bu insanları göndererek bir nevi mağduriyet durumu oluşturmak istemişti. Evlerinin yakıldığını savunan köylüler mülteci sıfatıyla buraya geçti. 10 yılı aşkın süredir PKK, burayı propaganda, eğitim ve militan devşirme merkezi olarak kullanıyor. Mahmur Kampı, bunun yanında istihbarat karargâhı niteliği de taşıyor örgüt için. Çünkü burada yaşayanlar Kuzey Irak’ta rahatça dolaşıp bilgi topluyor ve örgüte iletiyor. Aynı şekilde dağdan inen PKK’lılar bir süre burada kaçak olarak barınabiliyor. Bu nedenle Türkiye, yıllardır hem BM’yi hem Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) hem de bölgeyi yöneten Mesud Barzani’yi sıkıştırıyor. En son geçtiğimiz yıl ocak ayında ABD askerleri kampta silah araması yapmıştı. Bir de Türkiye’nin baskılarına dayanamayan Kuzey Irak yönetimi, kampın giriş ve çıkışlarını sıkı kontrol altına almış; bu amaçla kamp çevresine hendekler dahi kazmıştı. Bugün gelinen noktada Mahmur Kampı, Irak ve Kuzey Irak bölgesel yönetimiyle işbirliği yaparak PKK’yı tamamen temizleme projeleri hazırlayan Türkiye’nin çözüm bulunması gerekenler listesinin baş maddelerinden. BM’nin de yardımıyla kampta yaşayan Türkiye vatandaşlarının geri dönüşünü sağlayarak PKK’ya darbe vurmak isteniyor. Peki bu ne kadar mümkün?

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği(BMMYK), Dış İlişkiler Sorumlusu Metin Çorabatır, geri dönüşlerde mülteci ve menşei ülke açısından gönüllülüğün esas olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin temelde böyle bir isteğinin olduğuna dikkat çeken Metin Çorabatır, 2003’ten bu yana Türk hükümeti ve Irak yönetimiyle yapılan müzakereleri ve özellikle 2004 yılında üzerinde anlaşmaya varılsa da yürürlüğe girmeyen ‘Geri Dönüş Mutabakatı’nı örnek gösteriyor. Çorabatır, tarafların gönüllü olması durumunda dönüş için uygun ortamın hazırlanması gerektiğine dikkat çekiyor. İnsanların döndüğü ülkede hukuk düzeninin içine girmesi, ekonomik olarak tekrar kendi kendine yeterli hale gelebilmeleri, kısaca ülkeye yeniden entegre olmaları gibi şartların sağlanması gibi… Bu tür durumlarda ortaya çıkacak yasal sorunları çözmek üzere menşei ülke, mültecinin yaşadığı ülke ve BMMYK arasında üçlü bir anlaşmanın yapıldığını ifade ediyor Çorabatır. Karşılaşılan yasal problemler hakkında şu bilgiyi veriyor: “Başta vatandaşlık sorunları. Mesela adam dönmek istiyor, orda üç tane çocuğu doğmuş. O adam mülteci statüsünde ama çocukları Türk nüfusuna kayıtlı değil. Geldiği zaman neyle karşılaşacak? Irak vatandaşı biriyle evli. Geldiği zaman eşini de yanında getirebilecek mi? Adam, küçük yaşta gitmiş, orda büyümüş. Silah altına alınmadığı için asker kaçağı durumunda. Aile kurmuş. Gelir gelmez adam askere alınırsa ailesi ortada kalacak. Tüm bunlar için yasal düzenlemelerin hazırlanması gerekiyor.” Metin Çorabatır, insanların Mahmur’dakiyle dönüşte karşılaşacağı hayatı mukayese edeceğini belirterek daha iyi şartlar sunulması halinde dönüş için gönüllü olacağını dile getiriyor. ‘Bütün yasal prosedürlerin yerine getirildiğini varsayarsak, böyle bir geri dönüş ne büyüklükte olur ve ne kadar zaman alır?’ sorusuna verdiği cevap ise şöyle: “Bunu belirleyecek olan insanların güveni. Bu tür geri dönüşlerde bazen birden bire bütün nüfus dönüyor. Bazen öncüler dönüyor ve onlar haber veriyorlar kalanlara. ‘Geldik güzel karşılandık.’ gibi. Bazen aile reisi geliyor, görüyor gidiyor. Tehlike olarak gördüğü şeye birdenbire atmak istemiyor ailesini. Burada ev sahibi ülkenin sağlayacağı güven duygusu birinci faktör. İkincisi fiziksel yardımlar.”

Mahmur Kampı’nda yaşayanların dönüş için an itibarıyla gönüllü olup olmadıklarını sorduğumuz Çorabatır şu cevabı veriyor: “Bence oradaki insanlar büyük ölçüde bu hayattan bıkmış kişiler. Çünkü mültecilik bir ara çözüm. Bizim en başından beri söylediğimiz şu: PKK’nın etkisinde kaldılar. Hâlâ PKK sempatisi güçlü. Ama küçük bir darbeyle daha iyi bir yaşam, daha güvenli bir vatana kavuşma arzusu o insanları geri döndürür. Şu var ki bütün dünyada insanlar genelde evlerine dönmek istiyorlar. Irak’ta yaşamak da güzel bir şey değil bu insanlar için. Kosova savaşını hatırlarsanız silahlar daha durduğu anda bizce daha insanların geri dönmesi için uygun ortam yoktu, mayınlar vardı ama insanlar evlerine mülklerine kavuşmak için kimseyi beklemeden döndüler.” Mahmur Kampı’nda yaşayanların geri dönüş için gönüllü olup olmadıkları hususunda 2004 yılında yaşananları örnek veriyor aynı zamanda. O dönemde yaşanan süreci şöyle anlatıyor: “Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres, orda insanlarla konuştu. Geri dönüşe dair bir istek durumu hissedildi. Bunun üzerine Türkiye’deki makamlarla konuşuldu. Dediler ki ‘Bu insanlar bizim vatandaşımız. Elbette terörist olanı cezalandırırız, katil olanı cezalandırırız ama suça karışmayanların geri dönmesini biz de isteriz.’ Dolayısıyla ev sahibi ülkeden de olumlu yanıt gelince görüşmeler başladı. Bir anlaşma metni üzerinde mutabakata varıldı. Ama bazı sorunlar nedeniyle yürürlüğe girmedi. Bizim oradaki arkadaşlar kampta görüşmeler, anketler yaptılar 2003-2004’te. Eğer makul bir anlaşma olsaydı kampta en azından bir grubun döneceği şeklinde bir sonuç çıkmıştı.”

Çorabatır, muhtemel bir geri dönüşte Türkiye’yi terk eden bu insanlara karşı geliştirilen ‘Siz ülkeyi terk ettiniz, hainlik yaptınız.’ türünden bakış açılarının da değişmesi gerekliliğine değiniyor. “Mülteci nüfusunun azalması, evlerine sağlıklı bir şekilde dönmesi ve orada barış içinde yaşaması BM olarak bizim en çok istediğimiz gelişme.” diyen Çorabatır, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Geçmişte Türk hükümetiyle bir anlaşmaya varmıştık. Yani temelde bir istek var. Ama bugün o isteği harekete geçirecek bir itici güç olup olmadığını bilmiyorum. İşaretleri var ama bize bugüne kadar ‘Arkadaş gelin, yarım kalmış bir iş var, bu bizim genel planımızın bir parçası, yine sizinle görüşmemiz gerekecek, tekrar oturalım gizli veya açık düşünelim.’ diye şu ana kadar bir görüşme talebi gelmedi”.

PKK’yı dağdan indirmek için önce Mahmur sorunu çözülmeli

Haşim Söylemez: Kuzey Irak’ı yakından tanıyan ve Mahmur Kampı’nı gezip gören gazeteci Haşim Söylemez, PKK’yı dağdan indirmek isteyen bir Türkiye’nin öncelikle söz konusu sorunu çözmesi gerektiğini söylüyor. Örgütün silah bırakıp dağdan inmesi için siyasi ve sosyal anlamda ciddi hamlelere ihtiyaç duyulduğunu belirten Söylemez, konuşmasına şöyle devam ediyor: “Türkiye öteden beri PKK’nın Kuzey Irak’ı üs olarak kullanmasından rahatsız. Bu nedenle buradaki örgüt mensuplarını şehre indirmenin yollarını arıyor. Türkiye, Kandil’deki teröristlerin Kuzey Irak ya da Türkiye’ye gelmeleriyle sorunun çözüleceğini düşünüyor. Diğer bir şık yetkililerin gözden kaçırdığı örgütün yan alanları. Mahmur Kampı bu alanların en önemlisi. Bu nedenle Türkiye Kandil’deki teröristleri ‘ovaya’ indirmeden önce Mahmur’daki 11 bin Kürt için çözüm geliştirmek zorunda.” Aksiyon Dergisi’nden Haşim Söylemez’e göre, Mahmur sorunu çözülmeden PKK’nın Kandil’den inmesi çok zor görünüyor. Bunun sebebini de şöyle açıklıyor Söylemez: “PKK’ya Kandil’den inmek için ilk basamak Kuzey Irak toprakları. Bu nedenle Irak Federe Kürt Bölgesi’nin ikna edilmesi gerekiyor. Ancak yerel yönetim topraklarındaki 11 bin işsiz ve sorunları olan Kürt’ün üstüne en azından 5 bin PKK’lıyı daha kendi topraklarında barındırmayı kabul etmez. Zaten çeşitli zamanlarda örgütten kaçıp Kürt bölgesinde yaşayın 3 bin 500 örgüt mensubu var. Bu nedenle Türkiye PKK’yı dağdan indirmek istiyorsa önce Mahmur sorununun çözmesi gerekiyor.”

Mahmurlu gençlere Kandil’de kamp

Terör örgütüne yakınlığıyla bilinen Fırat Haber Ajansı’nın geçtiğimiz yıl temmuz ayında servis ettiği bir haber, PKK’nın Mahmur Kampı’nda yaşayan gençleri nasıl eğittiğine önemli bir örnek niteliğinde. 30.7.2007 tarihli ve Gülistan Tara imzalı haber, gençlerin, PKK’nın Medya Savunma Alanları olarak adlandırdığı bölgelerde kurduğu kamplarla ilgili. Gençlerin kamp günlerini anlatan haberden bir bölüm şöyle: “Yorucu bir eğitim döneminden sonra, öğrenciler bu yorgunluğu atmak, rahat bir nefes almak ve kavurucu sıcakların bunaltısından kurtulmak için gerilla alanlarında kamp kurdu. Öğrencileri, huzurlu olarak belirttikleri Medya Savunma Alanları’na getiren nedenlerin başında burada hiçbir baskı olmaması yer alıyor. Öğrenciler, komün bir yaşam anlayışıyla kendilerini eğitmenin yanı sıra sportif, kültürel faaliyetler yaptıklarını, çeşitli kitaplar okuduklarını, Kürdistan coğrafyasını tanımak istediklerini belirtiyorlar.”

Mahmur, PKK için tam bir propaganda aracı

BMMYK Dış İlişkiler Sorumlusu Metin Çorabatır, mülteci kamplarıyla ilgili ilginç bir değerlendirme yapıyor. Bu değerlendirme Mahmur Kampı terör örgütü PKK ilişkisini açıklıyor bir anlamda. Dünyanın neresinde olursa olsun mülteci kamplarının zamanla kötü niyetli askeri silahlı unsurlar için siyasi bir propaganda alanı haline geldiğini söylüyor Çorabatır. Ne kadar kontrol edilirse edilsin bu sorunun yaşandığını belirterek şöyle devam ediyor: “Kamplar genç asker kaynağıdır bu silahlı unsurlar için. Yani dolaylı yollardan böyle bir potansiyeli var kampların. Bir kere o açıdan da önemli Mahmur Kampı. PKK için Türkiye aleyhine tam bir propaganda aracıdır bu kamp.”

28.12.2008

ZAMAN GAZETESİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s