Umarım cehennem vardır

Tahlil sonuçlarına bakmak için bilgisayarını açtı. Koca kıçını sığdıramadığı sandalyede rahat olmadığı her halinden belliydi. Zor nefes alıyor, bir o yana bir bu yana hareket ederek sandalyaden pörtleyen yanlarını rahatlatmaya çalışıyordu. Tahlil sonuçlarına dalınca hareketleri azaldı. Aramızdaki en az üç metrelik mesafeye rağmen tek tek sayılacak kadar belirgin siyah noktaların delikli asfalta çevirdiği iğrenç burnunu bilgisayarın ekranına sokmuştu neredeyse. Sağ eli farede sol eli stetoskopunun kafasındaydı. Bir ayda tam yedi kez geldim şu muayenehaneye, bir kez olsun kullanmadı boynundan indirmediği şu stetoskopu. Tuvalete bile boynundaki o hortumla gidiyordur kesin. “Yavşak herif, şu tahlillerde ne varsa söyle artık” diye içimden geçirdiğimi anlamış gibi tuhaf bir yüz ifadesiyle bana döndü. Üzgün müydü, kızgın mıydı bir bok anlamadım. Ama anladığım kadarıyla ortada bok gibi bir durum vardı.

Derin bir nefes aldı. “Maalesef düşündüğümüz gibi” dedi.

“Düşündüğümüz ne lan göt! Ne yani kanser miyim şimdi ben? İyi baktın mı o içine sıçtığım tahlillere?” İçimden geçirmedim bunları. Direk söyledim Hatta daha beter küfürler ettim. Televizyonda maç izlerken ağzımdan tükrükler saça saça nasıl küfrediyorsam öyle küfrettim. Bir ara boynundaki stetoskopla boğsam mı şu ibneyi diye düşündüm. Vazgeçtim. En azından hortumuyla bi güzel döveyim dedim. Yine vazgeçtim. Adam o kadar sakindi ki elimi kolumu bağladı pezevenk. Hiçbir şey demeden yüzüme baktı dakikalarca. Sakinleşmemi bekledi. Gün görmemiş küfürleri savurup yüzümü gözümü tokatladıktan sonra sakinleştim. Mesai bitimine kadar çıldıracak halim yoktu yani. Kansersek de ölmedik ya! Ölmem değil mi? İlacı milacı vardır bir şeyler muhakkak. Doktor anlatsın diye sustum. İlaçlardan bahsetti, tedavi yöntemlerini anlattı. Ama nafile… Ölecekmişim yakın zamanda. Çok iyi bakılırsam belki biraz daha uzun yaşarmışım.

Öleceğim. Hem de çok yakında. Dünyadan bir beklentim kalmadı. Zaten hiçbir şeyim yoktu. Gözüm arkada kalmayacak. O yüzden gözümü ileriye diktim. Öbür tarafa bakıyorum şimdi. Nasıl bir yer acaba? Ne var ne yok? Cennet neyse de umarım cehennem vardır. Ölümünü görmek istediğim bütün alçakların, orospuların, orospu çocuklarının en azından cehennemde azap çektiğini bilmek istiyorum. Bembeyaz ömrümüzün üstüne kötülük kusup bir de öte dünyanın mesut kulları mı olacaklar? Olamaz! Cehennem olmalı ve dünyanın bütün kahpeleri orada cayır cayır yanmalı. İyiler, mazlumlar, mağdurlar ve kediler için cennet olmasa da olur. Yeter ki dünyada göremedikleri adaleti öldükten sonra görebilsinler.

Bana gelince; cennet de cehennem de umurumda değil. “Ne cennet tasası ne de cehennem” diyen tekno-ilahinin anlattığı o erlerden biri değilim elbette. O taraklarda hiç bezim olmadı zaten. Kötülerin cezalandırılacağı bir cehennem olsun yeter benim için. Kıçıma yiyeceğim bir tekmeyle var olmasını arzu ettiğim o cehenneme ben de yuvarlanabilirim tabii. Ama eminim ki cehennemi yaratan adalet sahibi, abdest alıp bebelere tecavüz eden puştlar kadar tutmaz beni orada. Gecelerimi şaraba ve güzel kadınlara adamışım, ne olmuş yani… Öyle değil mi ama…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s