Genç mültecinin çilesi uzun; filmi kısa…

Mülteci ve göçmenler, yurtlarını terk etmenin acısına yabancı memlekette tutunabilmenin sıkıntı dolu mücadelesini ekliyor. Savaştan, ölümden, baskıdan veya zulümden umuda kaçış onlarınki. Genç mülteci ve göçmenler, çoğunlukla geleceği belli olmayan hayat hikâyelerini kısa filme aktardı.
 

Mülteci gençler umuda kaçışın hikâyesini çekti

Savaştan, zulümden, ölümden kaçarken bir hayata beş-on ömürlük hikâyeyi sığdırabiliyor mülteciler. Her insanın hak ettiği huzurlu bir hayat uğruna hiçbir insanın kolay kolay cesaret edemeyeceği bir karar alıyorlar. Yurdunu, evini, ailesini geride bırakıp umut neredeyse oraya ulaşmanın derdine düşüyorlar. Kimi zaman havasız kamyon kasalarında, kimi zaman fare deliği gemi bölmelerinde, hatta beş kişilikken 20 canla okyanusta dalgalarla boğuşan botlarda. Bazıları umudun topraklarına iç acıtan haberlere konu olmadan basmayı başarabiliyor, bazıları acı sonlarıyla ‘insan tacirliği’ diye bir kavramla yüzleştiriyor insanoğlunu. Hikâye çok… Seslerini duyurabilirlerse tabii…

Mültecilerin çoğu zaman akılları zorlayan hikâyelerine sadece haber bültenleriyle şahit olmak istemeyenler, bu sıkıntıya duyarlılık gösterenler vardır elbette. British Council tarafından yürütülen Geleceğini Hayal Et (Imagine Your Future) projesi, mültecilerin hayat mücadelesine en azından bir göz atma fırsatı sunuyor. Avrupa Kültürlerarası Diyalog kapsamında düzenlenen proje kapsamında Atina, Bakü, Kardiff, Cornwall, Ljublyana, Lefkoşa, Üsküp, Sofya, Tiflis, Hayfa, Erivan ve İstanbul’da bulunan 17-25 yaş arası genç göçmen ve mültecilerin hayat mücadelesini anlatan kısa filmler çekildi. Kısa filmlerin en önemli yanı şu: Çekeni de, oynayanı da mülteci ve göçmen gençler. Ülkelerinden neden ayrılmak zorunda kaldıklarını, kaçışlarını, vardıkları ülkedeki günlük hayatlarını, kısacası sıkıntıyla dolu hayatlarını tüm doğallığıyla anlatıyorlar kısa filmlerinde. Projeye Türkiye’den 17 genç göçmen ve mülteci katıldı. Iraklı, Sudanlı, Çeçenistanlı ve dahası… Biz, Sudanlı Amar M. ile çektiği kısa film üzerinden 19 yıllık hayatına sığdırdığı acıları, sıkıntıları ve özellikle de umutlarını konuştuk.

Amar, geçtiğimiz haziran ayından beri Türkiye’de. Yasal durumu henüz belli değil. Ya göçmen statüsü kazanacak ya üçüncü bir ülkeye ya da Sudan’a geri gönderilecek. Kumkapı’da buluştuk Amar’la. İki Sudanlı arkadaşıyla kaldığı odaya doğru yürümeye başlıyoruz. Tanışma faslını geçtikten sonra binlerce insanı canından eden iç savaş nedeniyle ülkesinden kaçtığını anlatmaya başlıyor. “Sebep yokken kim ülkesini terk eder ki?” diye soruyor. Babası öldürülünce yurdunu terk etmek zorunda kaldığını söylüyor. Aynı sonu yaşamaktan korktuğunu ifade ediyor. “Çok özlüyorum” dediği annesi ve iki kız kardeşini geride bırakıp Sudan’dan ayrılmış. “Annen ve kız kardeşlerin şu an nasıl, görüşebiliyor musun?” sorusuna şu cevabı veriyor: “Belki yaşıyorlardır, bir gün dönersem nasıl olduklarını göreceğim.” Zihnimiz ailesinin yaşayıp yaşamadığından habersiz sürdürülen bir hayatla tanışmanın üzüntüsü ve şaşkınlığıyla karışmışken Amar’ın odasının bulunduğu apartmanın önüne geliyoruz. Elbette ki üst katlarda değil mülteci hayatları barındıran oda. Bodrum kata doğru iniyoruz. Eski ve karanlık… Sağlı sollu dört oda. Amar, yıpranmış kapıyı, ardından ışığı açınca üç yatak bir televizyondan oluşan üç metrekarelik odayla karşılaşıyoruz. Ayakkabılarımızı çıkarıp orta yere oturduktan sonra Amar’ın hikâyesini dinlemeye devam ediyoruz. Tabii beş parasız olmasına rağmen bakkaldan aldığı hazır kahve ve bisküvi ikramı eşliğinde.

Amar’ın ölümden kaçışının ilk durağı Libya olmuş. Libya’da iş bulup yaklaşık bir sene çalışmış. Para biriktirmesi gerekiyormuş çünkü. İtalya’ya gitmek istiyormuş. İngilizce öğrenmiş bu arada. Parasını biriktirir biriktirmez bir gemiyle anlaşmış. Yaklaşık dört günlük tehlikeli ve yıpratıcı bir yolculuğun ardından İtalya’ya ulaşmış. Yolculuk orada bitmemiş. “Nasıl olduğunu bilmeden oradan da Türkiye’ye geldim.” diyor. Öyle ki İzmir’e çıktında ne yapacağını, nereye gideceğini bilemez haldeymiş. O sırada Afrikalı birini görmüş. ‘Burada Sudanlılar var mı?’ diye sormuş. O da Amar’ı İstanbul’a göndermiş. Şimdi iki Sudanlı ile bir odayı paylaşıyor. Küçük olsa da oda, oldukça temiz. Kokan, karmaşık bekar odalarından değil yani. Odanın kirası aylık üç yüz lira. Fakat Amar çalışamadığı için son iki aylık parasını ödeyememiş. Konuştuğumuzda ‘son beş günüm’ diyordu. Kirasını ödeyemezse odasından atılacak. Yine de umudunu kesmiş değil. “Biz Müslüman’ız, Allah var, umut var!” diyor. Bu arada yatağının başındaki kitaplar dikkatimizi çekiyor. Kur’an-ı Kerim ve İngilizce romanlar… Okumayı çok seviyormuş. Eğitim alamadığı için çok üzüldüğünü söylüyor. Günlerinin boş geçmesi de canını sıkıyormuş. “Kumkapı’da dolaşmak yerine çalışmak, kendime bir hayat kurmak istiyorum.” diyor.

Beraberce kısa filmini izliyoruz. İki saatte çekmiş filmi. Özellikle teröristlerin fotoğraflarını gösteren kareler geçerken önümüzden acı çektiği her halinden belli oluyor. Hâlâ tedirgin, hâlâ korkuyor. Fotoğraf çekelim dediğimizde yüzünün görünmesini istememesi de bu korkudan. “Geleceğimin nasıl olacağını bilmiyorum.” diyor. Sudan’a geri gönderilme korkusu bu aslında. “Türkiye çok güzel bir yer, insanları çok iyi.” diyen Amar, Amerika ya da Kanada’ya yerleşmek istiyor. O ülkelerde daha rahat yaşayabileceğini düşünüyor. ***

Zor hayatlar filmde!

Geleceğini Hayal Et projesine Türkiye’den katılan Iraklı Regina A. hayat hikâyesini filminde şöyle anlatıyor: “Ben Irak Dohuk’ta doğdum. Ailece verdiğimiz mücadeleyi anlatmak istiyorum. Mutlu ailenin yedi çocuğundan biriyim. Beş yaşımdayken babamı trafik kazasında kaybettim ve her şey zor olmaya başladı. Annem bizi Türkiye’ye getirdi ve hepimiz küçük yaşta çalışmaya başladık. Ben 11 yaşında çalışmaya başladım. Şimdi 21 yaşındayım. Ama hiçbir şey göründüğü gibi değil. Bize hep hakkınızı alıyorsunuz derler. Oysa bizim hiçbir hakkımızı vermiyorlar. Sigortasız çalışıyoruz ve en ufak şeyde işten atılıyoruz. Ama yaşamak için para kazanmak zorundayım. Ama her şeye rağmen mutluyum. Ayakta kalmamın tek sebebi ailemizdeki sevgi.” Kısa filmleri şu internet adresinden izleyebilirsiniz: http://www.britishcouncil.org/livingtogether-projects-imagine-your-future-videos

29.03.2009

ZAMAN GAZETESİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s