Dünyanın öbür ucundaki yetimler sesleniyor: BİZİ UNUTMAYIN



Ayrılık vakti yaklaştıkça her cümlenin, her gülüşün, her hüznün, her bakışın ardına “Bizi unutmayın” arzusunu ekleyiverdi dünyanın öbür ucundaki yetimler. Öyle mesafenin uzaklığını anlatmanın mübalağalı kullanımı değil bu ‘dünyanın öbür ucu’ ifadesi. Uçakla dahi 15-16 saatlik yolculuktan sonra ulaşılabilen bir memleketin yetimleri onlar. Arada on bin kilometrenin üzerinde bir mesafe var. Pek çok kişinin haritada yerini bir çırpıda gösteremeyeceği bir ülkede, Filipinler’de bin bir sıkıntıyla boğuşan, hakları gasp edilmiş, yerlerinden edilmiş Müslüman toplumun yetimleri. Kimi yıpranmış oyun kartını, kimi cebinde kim bilir ne zamandan beri sakladığı bir pesosunu, kimi de adının altına ‘Don’t forget me. Your brother. (Beni unutma. Kardeşin.)’ diye yazdığı bir parça kağıdı uzattı adını ilk kez duydukları ülkeden gelen misafirlerine. Kapısı, penceresi her tarafı dökülen, mutfağına kalitesiz pirinçten başka bir şey girmeyen, dip dibe dizilmiş, çürümüş tahta ranzalarda yatılan, havasız ve karanlık yetimhanenin parıldayan gözleri, ayrılık vakti dayanılması güç bir hüzünle bakar olmuştu. 12 yaşındaki Mobarak’ın ‘Neden üzgünsün?’ sorusuna verdiği, ‘Biz burada yalnızız.’ cevabı, dünyanın neresinde olursa olsun ana baba sevgisinden uzak her yetimin ilgiye, şefkate ne kadar muhtaç olduğunu zihinlere bir kez daha kazıyor. Hele bir de eksiği çok, tamamı yok bir yetimhanede büyümeye çalışıyorsa… Güler yüz, sevgiyle kucaklaşma, oturup dertleşme… Binlerce kilometre uzaktan gelen üç beyazdan ayrılmak istememelerinin en büyük sebebi belki de.

Filistin’den Küba’ya, Etiyopya’dan Kırım’a kadar 65 ülkeye Ramazan yardımı götüren İHH İnsani Yardım Vakfı sayesinde tanımak kısmet oldu bu yetimleri. Filipinler’in bugünlerde sıkıntılı günler geçiren Moro bölgesindeki Mindanao Adası’nda yaşıyorlar. Ada, Moro bölgesinin özerkliğini isteyen Müslümanlarla 11 yıllık görüşmelerin ardından tam imzalanacakken bir gece öncesinden özerklik anlaşmasını anayasa mahkemesi kararıyla rafa kaldıran Hıristiyan hükümet arasında çatışmalara sahne oluyor. Bu denli gergin bir ortamda Filipinler’deki Müslümanların yardımına koşan İHH Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz ve gönüllü Mesut Olgun ile yollara düşüyoruz. Hedef yüzyıllar boyu bütün Filipinler’e hâkim olan Müslümanların sömürge döneminde sıkıştırıldığı Moro bölgesindeki Mindanao Adası. Başkent Manila’da bölgenin tehlikeli olduğu uyarılarına kulak asmadan yaklaşık bir saatlik uçak yolculuğunun ardından adanın Cagayan şehrine varıyoruz. Buradan da İHH yetkililerinin bölgedeki partnerleri ile buluşup iki saatlik bir kara yolculuğunun ardından Marawi Islamic City’ye ulaşıyoruz. Daha şehrin girişinden itibaren göze çarpan barakalardan, bakımsız yollardan, pejmürde insanlardan Müslümanların ne kadar kötü koşullarda yaşadığı anlaşılıyor. İHH ekibinin iki amacı var ilk etapta. Muhtaç ailelere gıda, bir de yetimhanedeki çocuklara eğitim ve giysi yardımı. Gıda yardımı için dükkan dükkan dolaşılıp pazarlıklar yapılıyor. Pirinç, kurutulmuş balık, yağ vesaire… Hızlı bir alışverişin ardından şehirdeki partnerlerden bir gün sonrasına yapılacak dağıtım için 500 muhtaç aile belirlenmesi isteniyor. Şimdi hedef yetimhane. Çocukların ne durumda olduğuna bakılacak, ihtiyaçlar belirlenecek.

Unutulması güç yetimler

Darmadağınık barakaları, bakımsız yolları geçip, köşe başlarına çömelmiş yoksul insanları geride bırakıp yetimhaneye vardığımızda hiç de iç açıcı olmayan bir manzarayla birlikte şaşkın gözlerle bakan birkaç çocuk karşılıyor bizi. Tanışıyoruz şaşkınlıkları devam ederken. Bir anda kalabalıklaşıyor etrafımız. El sıkma yarışına giriyor çocuklar. Bir de ilk kez duydukları isimleri söyleyebilme gayretine. Pek de başaramıyorlar. Tüm şirinlikleriyle ‘Öndes’ diyebiliyorlar ancak. Yetimhaneyi gezmeye başlıyoruz birlikte. Önce girişteki mescidi gösteriyorlar, daha küçücük yaşta inanılmaz güzellikte Kur’an-ı Kerim okudukları yeri. Ardından yatıp kalktıkları, yemek yedikleri yerleri görmek için geniş bir bahçeye dalıyoruz. Yemekhaneye giriyoruz önce. Mutfaktaki kazanlarda pişen yemek sadece pirinç tabii. Ayda bir iki kez de ekstradan meyve. İnanılmaz kötü bir koku, kırık dökük ve çürük eşyalar, tam anlamıyla sağlıksız bir ortam. Kokuya dayanmak ne mümkün. Dışarı atıyoruz kendimizi hissettirmeden. Yatakhanelere doğru karanlık bir koridordan ilerliyoruz. Yatakhaneler gündüz vakti koridordan daha bir karanlık. Dip dibe tahta ranzalar, dolap olmadığı için etrafa saçılmış giysiler ve yine hiçbir çocuğun yaşamaması gereken sağlıksız bir ortam. İlk gün, çocukların kendilerini kucaklayan, saçlarını okşayan yabancıları görmenin, bizim de insanı ağlamaktan beter eden kötü koşullara şahit olmamızın şaşkınlığıyla geçiyor. Açıkçası Anadolu insanının yardımseverliğine, cömertliğine çok ihtiyacı var bu çocukların.

İHH yetkilileri bu çocukların biraz olsun yüzünü güldürmek için eğitim yardımı ve iftar vermenin yanı sıra onlara basketbol forması ve spor ayakkabı almaya karar veriyor. Zira Filipinler’de en popüler spor basketbol. Bir sonraki gün muhtaç ailelere gıda yardımı yapılır yapılmaz soluğu yetimhanede alıyoruz. Bir önceki güne göre şaşkınlığını bir kenara bırakmış çocuklar şirin telaffuzlarıyla isimlerimizi söyleyerek yanımıza koşturuyor bizi görür görmez. ‘Öndes! Photo!’ deyip kendi kültürlerinde yakışıklılık anlamına gelen hareketi yaparak poz veriyorlar. Bu arada İHH yetkilileri çanta, kalem, defter gibi yardımları dağıtmaya başlıyor çocuklara. Bir de basketbol forması ve spor ayakkabılarını. Çekik gözlü yüzler daha bir gülüyor. Murat Yılmaz ve Mesut Olgun’un elinden hediyelerini alanların hepsi birden formalarını giyip atıyor kendini dışarı. Renk cümbüşü oluyor bir anda ortalık. Balonlarla oynayan dört beş yaşındakiler, bahçede yeni forma ve ayakkabılarının heyecanıyla basketbol oynayanlar, çantasını sırtına takıp bahçede tur atanlar, yeni elbiseleriyle ‘Öndes! Photo!’ deyip bir de kendi kültürlerinde yakışıklılık anlamına gelen el işaretini yapıp fotoğraf çektirenler… Hepsi birer birer teşekkür ediyor hediyeler için. ‘Sizi çok sevdik. Bizi unutmayın diyorlar.’ Bu akşam ayrılacağımızı öğrendiklerinde. Unutulmamak için hediye veriyorlar bir bir. Hediyelerin pek çoğu yıpranmış oyun kartları. Yedi yaşındaki Cumeyr cebinden bir pesosunu çıkarıp veriyor. 10 yaşındaki Abduwahid bir kâğıda bir şeyler karalıyor ‘Beni unutma.’ diye. Abdullah üzeri isimle, teşekkürle ve unutulmama dileğiyle dolu bir defter sayfası uzatıyor. Daha niceleri… Vedalaşırken bir gün önce ‘Biz burada yalnızız.’ diyen Mobarak’a söylediklerimi son kez kucaklaştığım çocukların kulağına fısıldıyorum: ‘Siz burada yalnız değilsiniz. Türkiye’de kardeşleriniz var.’

Filipinler’deki Müslümanların vatanı

Moro bölgesi, Filipinler Cumhuriyeti’nin güneyinde yer alıyor. Bölge, adını bölgede yaşayan müslüman halktan alıyor. Bölgenin yerli halkı olan Morolar, İslamiyet’le 9. yüzyılda Arap tüccarların bölgeye gelmesi ile tanışmış. İslamiyet bölgede hızla yayılmış, hatta birkaç İslam Sultanlığı kurulmuş. 16. yüzyılda bölgeye İspanyol sömürgecilerin gelmesine kadar Müslümanlar Filipinler’e hakim olmuşlar. Daha sonraki dönemde Moro halkı sırası ile İspanyol ve ABD kontrolüne girmiş, 1945 yılında Filipinler Cumhuriyeti’nin kurulması ile azınlık durumuna düşmüşler. Hak ve özgürlükleri kısıtlanan Moro halkı 1970’lerde başlayıp hâla devam eden bir bağımsızlık mücadelesine girişmiş durumda. Geçtiğimiz ayın başında anayasa mahkemesinin 11 yıllık görüşmelerin ardından hazırlanan özerklik anlaşmasını imzaya bir gün kala iptal etmesi nedeniyle Filipin hükümeti askerleri ve Moro Müslümanları arasındaki silahlı mücadele devam ediyor. Özellikle Cotabato şehrinde yüz binlerce Müslüman yerlerinden edilmiş, geride kalan evleri yağmalanmış durumda. Yerlerini terk etmek zorunda kalan Müslümanlar nehir kenarlarına kurdukları baraka ve çadırlarda hayat mücadelesi veriyor.

14.09.2008

ZAMAN GAZETESİ

2 comments

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s