Tencere kapağından dünya şampiyonasına…

Kalabalık şehir trafiğinde bin bir cambazlık sergileyerek gazlayan, zikzaklar çizen gösteri sevdalısı cadde çocukları değil onlar. Hünerlerini pistlerde sergilemeyi tercih eden, spor mantığıyla dağ bayır demeden hızlı araba süren gençler. Gazete sayfalarını doldurmayan, televizyon programlarından taşmayan, haliyle ülkemizde tutkunları haricinde pek de rağbet görmeyen bir sporla, ralliyle uğraşıyorlar. Zaten onlarınki de tutkuyla başlayan bir süreç. Tencere kapağından direksiyon yapıp ağız efektleriyle model aracına gaz veren, kıvrak vücut hareketleriyle hayali virajları ustalıkla alan bir çocukluk var geçmişlerinde. Dahası uydu kanallarından ralli yarışlarını izlemekle yetinmeyerek o heyecan dolu anları Betamax video kasetlere kaydedip tekrar tekrar izleyen de onlar. En önemlisi genç yaşlarına aldırmadan gün gelip dünya ralli şampiyonasının Fiesta Sporting Trophy International (FSTI) kategorisinde bitime iki yarış kala İtalya, Türkiye, Finlandiya ve Almanya rallilerinde adeta şov yaparak ilk üçü kapatan da onlar. FSTI sıralamasında zirve 29 puanla şampiyonanın tek bayan takımının pilotu 28 yaşındaki Burcu Çetinkaya’nın. 25 yaşındaki Emre Yurdakul, 28 puanla ikinci sırada. Almanya rallisinde talihsiz bir kaza geçirerek istediği yarışı çıkaramayan Koray Muratoğlu ise bu şanssızlığa rağmen 14 puanla üçüncü sırada. 2-5 Ekim tarihleri arasında yapılacak İspanya rallisi öncesi bu üç başarılı ralliciyle konuştuk. Son iki yarışa lider giren Castroll Ford Team Türkiye’nin genç rallicileri, İspanya’nın ardından İngiltere rallisini de başarıyla bitirip kupayı Türkiye’ye getireceklerine gönülden inanıyor.
 
Tutkunun adı ralli, seviyesi listeden belli!
 
Dünya Ralli Şampiyonası’nın (WRC) Fiesta Sporting Trophy International (FSTI) kategorisi üç Türk rallicinin gövde gösterisine sahne oluyor. Şampiyonanın bitimine iki yarış kala Castrol Ford Team Türkiye adına yarışan genç rallicilerimiz ilk üçe adlarını yazdırdı. Şimdi hedef kalan İspanya ve İngiltere rallilerini de başarıyla tamamlayıp kupayı Türkiye’ye getirmek. Biz de bu iki yarış öncesi hazırlıklarını sürdüren genç rallicilerimizle örnek hayat hikayelerini, hedeflerini, biraz da ralli sporunun nasıl popüler hale gelebileceğini konuştuk. Öncelikle belirtilmesi gereken şu usta sürücüler hakkında. Üçü de sporla uğraşırken eğitimlerini ihmal etmeyenlerden. Burcu Çetinkaya, Koç Üniversitesi Ekonomi, Emre Yurdakul Marmara Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Mühendisliği, Koray Muratoğlu da İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu. Koray, Autocar Dergisi’nin genel yayın editörü. Emre, freelance olarak tasarımlar yapıyor. Hatta ekip araçlarının üzerlerindeki afişleri, yazıları o tasarlıyor.

Emre Yurdakul, genç yaşta pek çok ilki başaran sporculardan. Küçüklüğünde en büyük zevki dergilerden model arabaları takip etmekmiş. 17 yaşındayken kartinge başlatmış araba ve hız tutkusu Emre’yi. Hatta başlar başlamaz ilk karting şampiyonluğunu da kazanmış. Bu başarının ardından süper kategoriye geçmiş. Tabii daha bir tutkuyla bağlanınca yarışlara Renç Koçibey seminerlerine katılmaya karar vermiş. Koçibey seminerlerinin ona neler kattığını şu sözlerle anlatıyor: “Beş sene önce katıldım Renç Koçibey seminerlerine. Semineri birincilikle bitirdim. Kartingden ralliye geçiş zordu. Ama Koçibey seminerleri çok şey kattı. İdol gördüğüm isimlerden eğitim aldım.” Semineri birinci bitirince ralli otoritelerinin de dikkatini üzerine çekmeyi başarmış haliyle. ‘Bu işi muhakkak yapmalıyım.’ kararlılığıyla hareket eden Emre, 2003 yılı sonlarında elindeki kısıtlı bütçeyle kiralık bir araba aramaya başlamış yarışabilmek için. Son çare Ford’a başvurmuş. Şimdilerde ‘Babam gibidir.’ diye tanımladığı Ford Rallye Sport Türkiye teknik direktörü Serdar Bostancı’yla tanışmış. “Hayallerimi anlattım.” diyor Emre. O günlerden söz ederken gözleri yaşaran Emre, hayallerine nasıl kavuştuğunu şöyle anlatıyor: “Ciddi olduğumu söyledim Serdar abiye. O da ‘Serkan Yazıcı gelsin, senle aralık ayı sonunda bir test yapalım.’ dedi.. İnanılmaz bir şeydi benim için. Test çok iyi geçti. Serkan abi de beğendi herhalde. Serdar abi, 2004 sezonunda ‘Gel bize yardım et. Sonrasında mahalli yarışlarda yarıştıracağım.’ dedi. 2004’ün sonbaharında ilk kez koltuğa oturdum Focus’la.” Emre ilk yarışı için Şile’de direksiyon başına geçmiş. “Hedefim sadece yarışı bitirebilmekti.” diyor. Bitirmiş de. Çünkü ralliye yeni başlayan birinin parkuru bitirebilmesi pek de rastlanır bir durum değil. “Cebimden beş kuruş çıkmadan ralliye başlamış oldum.” diyen genç Emre’nin kısa ralli geçmişi birçok başarıyla dolu. İlk yılında gençler klasmanında birinci olmuş ekibiyle. 2005’te şu an yarıştığı Fiesta’yı test amaçlı kullanmaya başlamış. Yılın sonunda ise Belgrad ormanlarında başarılı bir yarış çıkarmış. Başarılı çizgisini devam ettirirken Serdar Bostancı’dan sevindirici bir söz daha duymuş Emre. 2006 başlarken WRC otomobil kullanabileceğini söylemiş Serdar Bostancı. “Bu benim için ayrı bir mutluluk oldu.” diyor ve şöyle devam ediyor: “WRC kullanan en genç pilottum çünkü. Çok pahalı, en üst düzey araçlar. Çok şey öğretiyor insana bu araçları kullanmak. 2006 ‘da hem gençler şampiyonu olmak hem de takımın üçüncü arabası olmak için yarıştım. Gençler şampiyonluğunu bir puanla kaçırdık.” Takımın üçüncü arabası olma hayalleri kurarken 2007’de ikinci pilot olmuş Emre. Aynı sene ilk yurtdışı yarışını Finlandiya’da yapmış. Şöyle anlatıyor o günleri: “Dünya rallisi. Zor geçen bir yarıştı ama çok iyi bir deneyim oldu. Bütün aksiliklere rağmen Fiesta’lar arasında birinci olduk. Kendi sınıfımızda da üçüncü olduk. Finlandiya’dan hemen sonra İzmit rallisi vardı. O yarışta Ercan Kazaz’ın Subaru’suna çok yakın gittik. Hızlıydık. İkinci olduk.” Emre’nin kazandığı ilk yarış ise 2007 Bursa rallisi. Ödül töreni sırasında ise ekip olarak çok sevdikleri Serdar Bostancı’ya bir jest yapmışlar. Platforma Bostancı’nın pala bıyıklarına ithafen takma bıyıklarla çıkmışlar. FSTI sıralamasında Almanya rallisi sonrası 28 puanla Burcu Çetinkaya’nın arkasında ikinci durumda olan Emre, Pirelli’nin düzenlediği ‘Yıldız Pilot Programı’ için seçildi. Her ülkeden bir adayın katıldığı programda ilk etapta beş pilot seçilecek. Bu pilotlar arasında birinci olan sporcu, dünya şampiyonuyla test sürüşü yapma şansı yakalayacak. Emre’nin geleceğe dair hedefi ise bir dünya takımında birinci veya ikinci pilot olmak. Bu hayaline ulaşacağından emin. Çünkü “Beş yıl önce şu anki yaşadıklarım da hayaldi benim için.” diyor.

Koray Muratoğlu, birinci sayfada belirttiğimiz üzere küçüklüğünde uydu kanallarındaki rallileri Betamax kasetlere kaydedip tekrar tekrar izleyen yarışçımız. Ralliye nasıl bir tutkuyla bağlı olduğunu şu anısıyla anlatıyor: “Hemen her çocuk gibi babasının arabasını kaçıranlardandım. Ama ben öyle caddelerde, sokaklarda arkadaşlarımla gezmezdim. Ralli yapmaya giderdim şehir dışına. 13 yaşımda ilk taklamı attım babamın 87 model Doğan’ıyla.” Aynı zamanda Autocar Dergisi’nin genel yayın editörü olan Koray’ın profesyonel anlamda ralliye başlaması ise 2000 yılında sadece gazetecilerin katıldığı bir yarışla olmuş. İlk rallisini burada koşan Koray, işin içine daha bir dalıp 2001’de Citroen takımıyla yarışmaya başlamış. 2002’de de takım pilotu olmuş. Fakat 2003 yılında Citroen takımının el değiştirmesiyle işler Koray için pek de iyi gitmemiş. Bir sezonu boşta geçirmek zorunda kalmış. Yarış otoriteleri bu dönemi Koray açısından ‘Sıkıntıları yaşamasaydı Koray şimdi dünyanın en iyi pilotlarından olurdu.’ şeklinde yorumluyor. Koray, sıkıntıları bir kenara bırakıp 2006 yılında Ford takımıyla pistlere geri dönmüş. Hatta aynı sene Fiesta Cup şampiyonluğunu göğüslemiş. Zaten o yarışta da Burcu ve Emre ile ilk üçü yine rakiplerine kaptırmamışlar. Koray şu anda FSTI sıralamasında 14 puanla üçüncü durumda. Aslında Almanya’da 9 saniye süren bir kaza yapması daha yüksek puan almasını engellemiş. Yine de zirve hedefinden kopmuş değil.

Ralli pilotluğunun yanı sıra profesyonel anlamda gazeteci olan Koray’a medyanın ilgisini sorduğumuzda bolca sitemle karşılaşıyoruz. “Biz Castrol Ford Team Türkiye olarak dünya şampiyonasındayız. Sonuçta Türkiye’yi temsil ediyoruz.” diyor. Koray, ilginin yüksek düzeye çekilmesi için çözüm önerilerini ise şöyle sıralıyor: “Mahallî rallilerin değişmesi gerek. Mesela normalden farklı bir yer olan Mardin rallisi çok iyiydi. Halkın ilgisi, parkur… Mesela Kapadokya var yeni bir ralli parkuru olabilecek. Yani mahallî rallilerin Bursa hariç değiştirilmesi çok iyi olur. Rutine bağladığı için insanlar gelmiyor etaplara. Değişimle hareketlilik olur. Böylece sponsor desteği de artar.”

FSTI kategorisinde sıralama listesinde adını zirveye yazdıran Burcu Çetinkaya’ya öncelikle erkek egemen bir spor dalıyla uğraşma fikrine nasıl kapıldığını soruyoruz. Babasının işi dolayısıyla otomobillerle iç içe büyüdüğünü söylüyor. “Küçüklüğümden beri otomobillere çok meraklıydım.” diyen Burcu, ralliye merakının nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “1993 yılında babam Opel’in genel müdürüyken Emre Yerlici’nin Opel Calibra’yla yarıştığı bir ralliyi izlemeye gittik. O günden bugüne rüyalarımda rallici olmak vardı. Fırsatı bulduğumda da 2005 yılında sezon sonuna doğru ralliye başladım. Ailem başta meraklandı, yapmamı istemedi ama zaman içinde başarı geldikçe onlar da desteklemeye başladı.” Burcu’nun şu sözleri aslında ralli tutkusunun ne seviyede olduğunun açık göstergesi: “Kendimi daha çok geliştirmek, daha hızlı bir otomobille yarışmak. Geçemediğim rakiplerimizi de geçebilmek.” Rallinin bütçe gerektiren bir spor dalı olduğunu, pek çok kişi için televizyondan, dergilerden takip etmenin ötesine geçemediğini hatırlattığımız genç sürücü, ralliye merak salan gençlerin bu sporla aktif olarak ilgilenebilmeleri için şu tavsiyelerini sıralıyor: “Öncelikle başta ufak da olsa bir fedakarlık yapmaları gerekiyor. Ama başarı gelirse sponsorlar ve takımlar destek vermeye başlıyor. Başlangıçta İSOK’un düzenlediği Renç Koçibey eğitim seminerleri ve Volkan Işık’ın düzenlediği ‘Volkan Işık’la Ralliye İlk Adım’ eğitim seminerleri gibi maliyetli olmayan ama öğretici olan ve bir adım olabilecek eğitimlerden başlamalarını tavsiye ediyorum.” 

Ralli, son sürat araba kullanmak değil!

Burcu, Emre ve Koray, rallinin kesinlikle son sürat otomobil kullanmak anlamına gelmediğini vurguluyor. “Ralli sadece gaza basmak değil. Disiplin ve sabır ister. ‘Direksiyonum iyidir.’ diyen herkesin yapabileceği bir spor değil yani. Aslında pilot kopilot ve otomobilin dansı gibi denebilir. Kilometrelerce karelik alanda binlerce virajlık parkur. 3 gün boyunca yarışıyorsun. Zor bir spor. İyi bir fizik kondisyon gerektiriyor.”

Köylüler aracımızı yıkadı

Ralliciler büyük heyecanın yaşandığı yarışlar esnasında birçok ilginç olayla da karşılaşıyor. İşte Burcu’nun bir anısı: “Antrenmanlardan biri esnasında Mahmut Şevket Paşa köyünde tuvalete gitmek için köy meydanına park ettiğimiz toza toprağa bulanmış antrenman aracımızı dönüşte tertemiz bulup aracı tanıyamamamız oldu. Biz dönene kadar köylüler aracımızı yıkayıp temizlemiş. Çok şaşırmıştık.”

İlk üçü kapattık!

FSTI, bu yıl Dünya Ralli Şampiyonası’nın İtalya, Türkiye, Finlandiya, Almanya, İspanya ve İngiltere olmak üzere 6 yarışında koşuluyor. İlk dört yarışı geride bırakan pilotların önünde şimdi 2-5 Ekim tarihlerindeki İspanya ve 5-7 Aralık’taki İngiltere rallileri var. Genç rallicilerimizin Türkiye’yi başarıyla temsil ettiği yarışlarda son puan durumu ise şöyle:

1. Burcu Çetinkaya 29

2.Emre Yurdakul 28

3.Koray Muratoğlu 14

4.Vytautas Baranauskas 10

5.Joachim Müller Wende 8

6.Teemu Horkama 6

7.Richard Moore 5

8.Phillippe Maertens 4

9. Atte Alanen 4

21.09.2008

ZAMAN GAZETESİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s