Çankırı Ankara arası paraşütle kaç saat?

Dağ yamacından koşar adım hava akımına kapılıp da yerçekimine inat bulutlara doğru yükselmenin, gökyüzünde kilometrelerce süzülmenin tadını yamaç paraşütüyle uçanlar bilir. Paraşütle uçaktan atlayıp kısa sürede yere konmak gibi değildir çünkü. Hava akımının yardımıyla uçarsınız dakikalarca; hatta saatlerce… Bazen 10, bazen 100 kilo metre boyunca… İşte bu yüzden tam bir tutku yamaç paraşütü. Hele bir de Türkiye’yi yamaç paraşütüyle tanıştıran isimlerden biriyse mevzu bahis, sınır tanımayan bir tutkudan bahsetmek gerek. Ne iş, ne yaş ne de hayatın diğer sıkıntıları… 63 yaşındaki Tahsin Tekin işte bu isimlerden biri. Onu yamaç paraşütü adına önemli kılan sadece Türkiye’deki ilk isimlerden biri olması, hâlâ her hafta sonu uçması da değil. O, Türkiye’nin nüfusu yönüyle en küçük ilçesine, Çankırı Bayramören’e 2009 Yamaç Paraşütü Dünya Kupası ön yarışmasını (Pre-Paradigling World Cup) getirmeyi başardı. Hem de özellikle başlangıcı itibarıyla bir buçuk yıllık ilginç bir sürecin ardından.

Bayramören’i belki de bir, iki yıl sonra dünya kupası elemelerinin yapıldığı merkezi haline getirecek bu ilginç süreci anlatmadan önce Tahsin Tekin’in yamaç paraşütüne dair 1988 yılına kadar dayanan serüvenini anlatmak gerek. Tekin, yamaç paraşütüyle tanışması bir otomotiv firmasında genel müdürlük yaptığı sırada Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) yaptığı gezi sırasında gerçekleşmiş. Detroit şehrindeki Amerikalı bir arkadaşının ‘Hafta sonları uçuyorum, müthiş bir şey.’ sözlerinin ardından tanışmış bu sporla. Yaklaşık bir yıl sonra Türkiye’ye dönen Tekin’in aklında kalmış yamaç paraşütüyle uçma fikri. “Bu işi Türkiye’de nasıl yapabiliriz?” sorusunun cevabını aramaya başlamış. Çünkü o dönemin Türkiye’de yamaç paraşütünün adı bile yok. Bu arada Tekin’in Tunç Elmasulu adlı bir arkadaşı, İsviçre’ye gittiğinde altı, yedi saatlik bir yamaç paraşütü eğitimi almış. Dönüşte de yanında birkaç paraşüt getirmiş. ‘Varsın gerekli ekipmanın hepsi olmasın, paraşüt bize yeter!’ deyip Çatalca’da uçmaya başlamışlar. Daha doğrusu uçmayı öğrenmeye. Uçmanın tadına varan Tekin ve arkadaşları yeni yer arayışına girmiş kısa bir süre sonra. Bolu Abant’a çevirmişler rotalarını. 450 metreden kalkarak ilk yüksek uçuşlarını da burada gerçekleştirmişler. Bununla da yetinmemişler, şimdilerin ünlü yamaç paraşütü alanına Ölüdeniz’e gitmişler. Hatta Ölüdeniz’le yamaç paraşütünü onlar tanıştırmış.

1990 yılında Ölüdeniz’e gider gitmez Babadağı’nı gözlerine kestirmişler. Yanlarına bir köy muhtarını alarak dağa tırmanmışlar. Bin 700 metre yüksekliğinde uçabilecekleri alanı bulmuşlar. İlk uçuşlarını yapmışlar. Tabii çevreden onları görenlerin, muhtar da dahil, ta ilk baştan itibaren ‘Kim bu deliler?’ anlamında bakışlarına maruz kalmışlar. Tekin, “Haklılardı. Çünkü bizim yaptığımız çılgınlıktı.” diyor. Yaptıklarının neden çılgınlık olduğunu da şu ilginç sözlerle açıklıyor: “Kelle koltukta yapıyoruz. Kafamızda kask yok, ayağımızda bot yok. ekipman yok ki Türkiye’de. Benim kafamda hasır bir kovboy şapkası, ayağımda kovboy çizmeleri vardı. Öyle uçuyorduk yani.” Yerel halk onları garip karşılasa da onlar, Ölüdeniz’i çok sevmişler. İş yoğunluğundan fırsat bulur bulmaz Ölüdeniz’e komşular uçmak için. Zaten zamanla Ölüdeniz yamaç paraşütü merkezi haline gelmiş.

Yaklaşık 10 kişilik ilk ekipten şu anda yamaç paraşütüyle uçan üç kişi kalmış. Tahsin Tekin, gülerek “Belini kıran, kafasını kıran bıraktı tabii. Uçuş zayiatı.” diyor. Sebep tabii ki uçuş için yeterli donanımın Türkiye’de bulunamaması. 63’lük yamaç paraşütçüsü, hâlâ hafta sonlarını uçmaya ayırdığını söylüyor. İstanbul’da Ormanlı ve Karaburun ya da İzmit’e günübirlik gidip geliyor. Uçma alanı bazen Sakarya veya Abant da olabiliyor. Yer konusunda arkadaşlarıyla internet siteleri üzerinden hafta içi anlaşıp hafta sonlarında uçmak üzere yola koyuluyorlar.

Bayramören’de dünya kupası ön yarışması

Yamaç paraşütünü Türkiye’ye getiren ilk isimlerden Tahsin Tekin bir ilki daha başardı geçtiğimiz aylarda. Arkadaşlarının da desteğiyle Çankırı’nın Bayramören ilçesine uluslararası bir yarışmayı getirmeyi başardı. Bayramören, 12-16 Ağustos tarihleri arasında 2009 Yamaç Paraşütü Dünya Kupası ön yarışmasına ev sahipliği yapacak. 790 nüfuslu bu ilçeye dünyanın kapılarını açacak, haliyle tanıtımını sağlayıp turizm gelirlerini artıracak bu yarışmanın hikâyesi ise şöyle:

Aslen Çankırılı olan Tahsin Tekin, Bayramören’de yaşayan halasının vefatını öğrenince ilçeye gitmiş. Bu sırada ilçedeki tanıdıklarıyla Bayramören’in göç veren halini, kalkınma için neler yapılması gerektiğini konuşmuşlar. Proje fikirleri ortaya atılırken Tekin’e ‘Burada yamaç paraşütü yapılabilir mi?’ diye sormuşlar. Bu teklifi duyunca hemen uçabileceği ve inebileceği yeri göstermiş etrafındakilere. 2007’nin Eylül ayında sekiz arkadaşıyla birlikte bu sefer uçmak için geri dönmüş Bayramören’e. Uçmuşlar. Potansiyelin gayet iyi olduğunu görmüşler. İstanbul’a döndükten iki hafta sonra yanına iki tecrübeli arkadaşını alarak tekrar Bayramören’in yolunu tutmuş. 2 bin 200 metrede yaklaşık on kilometre uçmuşlar. Hatta Bayramören’e inebilmek için 45 dakika uğraşmak zorunda kalmışlar. Arkadaşlarıyla ‘Burada Türkiye rekorlarını kırabiliriz.’ fikrinde birleşmişler. Madem temel amaç Bayramören’in tanıtımı, böylesi de bir potansiyel var, Tekin’in aklına o anda bir yarışma düzenleme fikri gelmiş. ‘Bütün ömrü paraşüttür.’ dediği arkadaşı Semih Sayır’la ‘Tamam, bu işi yaparız.’ demişler. Hemen 2008 yılının 22-24 Ağustos tarihlerinde bir yarışma düzenlemek için işe koyulmuşlar. Tüm arkadaşlara haber salmışlar. Yaklaşık yüz paraşütçü toplanmış o tarihte Bayramören’e. Bunlardan 23’ü Bayramören XC Open 2008 adlı organizasyonda yarışmak için uçmuş. Tekin, paraşütçülerin ortak fikrini şöyle aktarıyor: “Bayramören gibi bir yerde uçmadık.”

Tekin, Bayramören’in yamaç paraşütü için uygun bir yer oluşunu şöyle açıklıyor: “Burada bir hat oluşmuş. Boyu yaklaşık 100, eni de 6 ile 10 kilometre arasında. Güneye bakan yamacı güneş ışınlarını direkt alıyor. Siz oradan kalktığınızda hava ısındıkça yükselirsiniz. Öğlene doğru, kısa bir sürede bulut tavanına kadar yükselebilirsiniz. Bu da deniz seviyesinden yaklaşık dört bin metre yükseklik demek. Üç buçuk dört saat uçabilirsiniz.”

Bayramören XC Open 2008, büyük yankı uyandırınca Tekin, gözünü uluslararası bir yarışmaya dikmiş. “Amacım yamaç paraşütü konusunda bu kadar büyük bir potansiyeli olan Bayramören’i tüm dünyaya tanıtmak.” diyen Tekin, arkadaşı Semih Sayır’ı geçtiğimiz ekim ayında eline Bayramören dosyasını da tutuşturarak Brezilya’daki dünya kupası toplantısına göndermiş. “Çık dünya kupasına Bayramören’i anlat.” demiş. Semih Sayır, her yıl toplanıp yarışma alanlarını belirleyen bu ekibi ikna edip Bayramören’i dünya kupası ön yarışmasının yapılacağı yerler listesine sokmayı başarmış. Diğer yerler ise Çin, İtalya ve Slovakya. Tekin, ön yarışma yapılan yerler için şu ifadeyi kullanıyor: “Buralar, dünya kupası düzenleyebilecek yerler.” Bu arada Semih Sayır’ın başarısı bununla da sınırlı kalmamış. Brezilya’dan ikinci başkan unvanıyla dönmüş.

Etkinliklerini http://www.xcbayramoren.org. adlı internet sitesinde duyuran Tekin ve arkadaşlarının hedefi şimdi ağustostaki 2009 Yamaç Paraşütü Dünya Kupası ön yarışmasından yüzlerinin akıyla çıkabilmek. Bu nedenle Bayramören’in altyapı eksikliklerinin bir an önce giderilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Yarışmada hedef ise uzun bir mesafe çıkarıp en azından Ürgüp peribacalarının olduğu yere, Ankara-Kayseri arasından geçerek varmak. Yarışmaya ilgi yoğun. Aralarında dünya kupası başkanı Makedon asıllı Goran Diminoski’nin de bulunduğu yaklaşık 150 kişi şimdiden yarışmaya başvurmuş durumda.

Çankırı’dan uçtum, Ankara’ya düştüm

55, 62 ve 73 kilometrelik rotalar üzerinden yapılan Bayramören XC Open 2008’de ilginç olaylar da yaşanmış. Mesela Bayramören’den kalkan bir paraşütçü, yaklaşık 75 kilometre uçtuktan sonra Ankara’nın Aktürk beldesine inmiş. Tabii bunu gören Aktürklüler oldukça şaşırmış. Aslında en önemlisi bu rotanın biraz tehlikeli olması. Çünkü genç paraşütçünün indiği yer Esenboğa Havalimanı’nın hemen yanı başındaymış. Bölge halkının görebilmesi için rotaların çevre ilçeler üzerinden çizildiği yarışmanın üçüncü günü Ilgaz Dağı üzerinden Tosya’ya uçmuşlar.

Önder Deligöz

15.03.2009

ZAMAN GAZETESİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s